|
KENDİNİ YENİDEN YARATMANIN YOLU Bir kurs... Ve, KENDİNİ YENİDEN YARATMANIN YOLU
“Aptalın Deneyimi...” “Aklı Başına Ytoplama Rehberi...” “Aktif İyileşme ve Gölüklerden Kurtulma.” Bunlar bir kitabın ön kapağında yazanlar. Yazarı ise: Mirzakarim Norbekov. Norbekov, Özbek asıllı bir Rus vatandaşı. Üç bilim dalında doktora yapmış. Ord. Prof. Dr. Mirzakarim Norbekov, tıp, Uzakdoğu sporları, İbni Sina ve Batı tıbbı konusund çok ciddi çalışmalar sonucu elde ettiği bilgi ve deneyimleri sonuçta kendi özel potasında, yaşamımda da somutlaştırarak... kişinin kendi kendini tanıma ve geliştirmesini hedef alan, “İnsanın Kendi Kendini Yeniden Kurma Enstitüsü”nü yaratmış ve bugün dünyanın her yerinde ‘Yaşam felsefelerini’ sağlıklı bir temele oturtarak kişilere ‘Bedensel sağlıklarına’ kavuşmalarına büyükı bir katkı yapmaktadır. Kurduğu sistem ne bir din, ne de felsefe silsilesidir. İnsanın kendi kendisinin ayırdına varmasının hangi yaşta olursa olsun doğanın ona bahşettiği ama öylesine bir kenarda durduğu donanımının ayırdına vararak, kendi iç kaynaklarını harekete geçirerek; kendi kendimizle- aramızdaki tüm pasifliği kaldırarak bir bilinç bedeni yaratmak... kendimizle ilgili pasiflikten- aktif uyanıklığa geçmek durumunu yaratıyor. Çağdaş bilim ve tıbbın bin senelik kazanımlarını yıllarca araştırarak yola çıkmış olan Norbekov’un sonuçta geliştirdiği yöntem sayesinde kişi kendi doğal iç kaynakalarını harekete geçirerek, herhangi bir dış müdahaleye gerek duymadan, kendi başına bedenini düzene sokma yöntemini öğreniyor. Kendi de- değindiğim gibi doktor olan Norbekov, kendi sisteminin tıbbı değil ‘eğitsel’ olduğunu belirterek, “Yöntemimizin hiçbir mistik yanı yoktur. Sadece kendi üzerimizde büyük, bir o kadar da zor ama yaratıcı bir çalışma sürmekte. Mutluluk içimizde...” diyor.
VE HAKLI Evet, Norbekov gerçekten de haklı. Ben geçtiğimiz Kasım ayında on günlük (günde üç saat) bu kursa katıldım. Bu katılma kararını oldukça uzun bir değerlendirmeden sonra aldım... Mesai saatleri dışında (Ö.S 7-10) olsada yine on gün boyunca zaman ayırıp ayıramama konusunda hayli zorlanmama karşın, sonuçta ve özellikle de Norbekov’un kitabına biraz göz gezdirdikten sonra karar verdim. Yazının girişinde adını yazdığım bir kitapta Norbekov’un bu güne kadar okuduğum hiçbir kitabın üslubuna uymayan, insanı tam anlamıyla tahrik eden yazma tarzı ilk adımımı atmama nedenoldu... ondan sonrada kursu veren Norbekov Enstitüsü’nde (Moskova) çok ağır bir eğitimden geçen, müthiş bir eğitimci Mahram Satymbaeva’da kararımın doğruluğunu pekiştirdi. Saray Otel’de devam ettiğimiz (20-25 kişilik) kursta- doktor da dahil- her katılımcı tüm dünyada yuygulamakta olan ve üç milyondan fazla insanın sağlığına kavuştuğu bir sistemde uygulayarak gördükki insanın içine düştüğü pasiflikten üşengeçlikten ve bunların neden olduğu bir sürü ıvır zıvır hastalıktan başını kaldırması... Norbekov’un o insanı adeta dürtükleyen güçlü uyarısıyla, canlanmanıza kendinizi yeniden tanımanıza neden oluyor. Kendi maddesel özümüz ve derinliğimize bizi iten bir yöntem bu. Sıradan biri tarafından değil... Psikoloji, Pedogoji, tıp ve felsefe anabilim dallarında doktora yapmış... sadece Rusya’da değil, yabancı ülkelerde dc akademisyen olarak kabul görmüş... Çok sayıdaki keşif ve icatlarından dolayı patent almış gerçek bir bilgin ve araştırmacı... Ve onun yetiştirdiği hocalardan ikisi: Mahram ve Doç.Dr. Kabuljan Murzaev’le çıkılan ve sonuçta gerçek kendimize varan bir yol. (Murzaev çifti Kırgız asıllı ve 14 yıldır Türkiye’de yaşıyorlar)
İÇİNİZDE KOCA BİR ELMAS MEVCUT
Değindiğim gibi Norbekov bu sistemi- öncelikle- kendinden başlayarak geliştirmiş: “20 sene öncde doktorlara, tedavilere, ilaçlara bağımlıyken... hayatta kendini ifade edemiyor, geleceğim olmadığını hissediyor ve kendimi öldürmeyi bile düşünüyordum. Birinci derecede özürlü olan, yapay yöntemlerle kajı temizleme cihazına bağlanmış olan insandan ne beklenebilir ki! Öyle yada böyle ölüme mahkumsunuz ve sadece 20 yaşındasınız...” Ama o, son noktayı koymayı ölüme bırakmadan korkunç bir mücadele başlatıyor. İşte bu mücadelenin başarılı sonuçlarıdır insanlarla paylaştığı: “Sizin kısır döngü halini alan sorunlarınıza ve başarızlıklar etrafındaki anlamsız dolaşmalarınıza son vermek amacıyla ayaklarınızı yerden kesiyorum. Metodumun özü budur. İnsanların çoğu, duygusal olarak bastırılmış ya da duygusal yönden köreltilmiştir. Evden-işe, işten- eve giderler. Kurulmuş bir oyuncak gibidirler... ancak, bütün üzüntüleri içlerinde saklıdır. Eğer dışarıya birşeyler çıkacaksa bu sanki bir kural gibi herzaman ‘saldırı’ olur. Karakter ve kader = Hastalık diye ifade edilen yalın bir formül vardır. Sağlığımızı ve hayatımızı genellikle iyi yönde değiştirmek istiyorsak karakterimizi değiştirmemizi gerekir. Bunu sadece dil dökmeyle elde edemeyiz. Karakter, insanın içinde doğrudan doğruya kendisinin katılımıyla gelişir. Ben sadece bunların açığa çıkmasını sağlayan bir rol üstleniyorum. İçinizde koca bir elmas mevcut. Onu bulmak, yontmak da yetmez. Bu elmasın rengarenk ışıldaması için onu bir de güzelce içinize yerleştirmeniz gerek. Ben ise, bu yolda size hizmete hazırım!”
HERŞEYİ BİZ OLUŞTURUYORUZ
“Hayat, hükümet, hava durumu” vb. sırtımızdaki tüm ağırlıkları bir kenara koyarak, 10 gün, toplam 30 saat hızlı bir öğrenme tekniğiyle tepeden- tırnağa tüm vücudunuzu en ince noktalarına kadar çalıştırmayı öğreniyorsunuz ve sonuçta, aslında yaptığınız andan başlayarak bedeninizle müthiç bir diyaloğa giriyorsunuz. Ve sonuçta bedeniniz olumlu, sağlıklı, güler yüzlü sinyaller göndermeye başlıyor size. Ve eğer işi ciddiye alır, peşini bırakmaz, tembellik, erteleme için bahanler yaratma psikolojisini devreye sokmazsanız, hayat şartlarının sizi soktuğu kalıplardan kurtulmaya başladığınızın ayırdına varırsınız. Unutmayalım, ya da bilelim ki hayatımızdaki herşeyi biz oluştururuz farkına varmasak da. Çoğumuz, kaderin kendine çok ağır roller yüklediğine inanır ve öyle yaşar. Acaba öyle mi? Yoksa biz mi oluşturuyoruz bunu inanç kalıplarımızla! Yani sırtımızdaki yükleri ne göketki bir güç, ne de başka biri yükler bize... O ağır yüklerin yaratıcısı biziz... Eğer düşünce ve davranış kalıbımızı değiştirirsek kişiliğimizdeki olumsuz, negatif nedenler de değişir... Değişebilir... Unutmayalım, ne düşünüyorsak “O” oluruz. Yani, düşüncelerimizdir bizi yaratan. Ve Norbekov’un sistemi bunu ters çevirmeye yönelik bir çalışma. Şöyle ki: Gülümseyen bir yüz + dik duran bir beden + kişilik + davranış kalıpları + inanç kalıpları + seçimler + düşünceler...
|