"BURÇ" Dergisi Sayı 71- Hatice CANER ( Ocak 2007 )

 

 

 

 

 

Kendini yeniden yaratmak – Hem de gülümseyerek

 

     Yaratım bir kitap okumamla başladı. Ağustos ayında bir arkadaşımın elinde gördüm kitabı. Adı, ‘Aptalın Deneyimi, Aklını Başına Toplama Rehberi. Aktif İyileşme ve Gözlüklerden Kurtulma’ idi. Şöyle bir göz gezdirdim ve ‘ben de istiyorum’ dedim. Sonuçta bana hediye olarak gelen bu kitap benim kendime çok değerli bir hediye vermeme vesile oldu. O hediye ki, kendimle yeni bir düzeyde barışmış kendimdir.

 

      Kitap biraz alaycı bir üslupla ve doğrudan, insanın tam göz bebeğine bakarak ifade eden bir tavırla kaleme alınmış. Kitabın önermesi iddialı görünmekle birlikte içime çok doğru geldi; demektedir ki “İnsanın hasta, çirkin ve fakir olmaya hakkı yoktur.”  İçindeki sevinci açığa çıkartmak, öz gücüne sahip çıkmak, hayat içinde dimdik ve sevgiyle yürümek senin kendine yakıştırdığın şeylerse ve lakin bir yerlerde takılıyorsan kitabın anlattığı duruş sana takıldığın yerlerde yardımcı olabilir. Yok sen duygularında kaybolmayı seçiyor, kurban rolünden besleniyor ve bahanelerle kendini saklayacağını sanıyorsan, yazar seni sobeliyor ve ‘ne halin varsa gör’ diyor.

 

     Yazar, Özbek asıllı Rusya vatandaşı bilimin üç dalında doktorasını yapmış Ord. Prof. Dr. Mirzakarim Norbekov. Uzakdoğu sporları,  tıbbı, Abu Ali İbni Sina’nın  bize bıraktığı mirası ve Batı tıbbı konusunda edindiği bilgi ve deneyimleri kendi kişiliğinin potasında eritip, tüm bunlardan özgün bir sistem yaratmış. Sistem yazarın adını taşıyor.

     Bu sistemde ekstrasens ya da hipnozla etkileme gibi hiçbir şey yok, sistem herhangi bir süper ilaç ya da deva, derman sunmuyor. Sadece insanı ölüm ve hayat çizgisine getiren hastalıkla başa çıkabilmesi için hangi yoldan gitmesi gerektiğini gösteriyor. Yani, insanın kendi kendini iyileştirme mekanizmasını harekete geçiriyor. Herkes kendisi hastalıkları ve onlara neden olan sebepleri ortadan kaldırıyor. Vucüt ve ruh yeniden gençleşiyor. Arzu edilen hedeflere doğru adımlar atılıyor. Katılımcılar kendilerine ve dünyaya olan pozitif tavrını geliştiriyorlar. İnsan olumlu karakter niteliklerini biçimlendiriyor. Sistem, insana kendi vücut özelliklerini  ve bireysel vasıflarını yeniden düzenlemeyi öğretiyor.

Norbekov Sistemi balık ikram etmiyor, o isteyen herkese balık tutmayı öğretiyor. Eyvallah, pek hoş bir durum bu. Merkezi Moskova’da olan bu sistemin dünyada 34 ülkede yıllardır uygulanmakta olduğunu ve dünyada bu sistem sayesinde  3 milyondan fazla insanın sağlığına kavuştuğunu söylüyorlar. Sistem, hem mutluluğu hem başarıyı yakalamayı öğretiyor. Sistem, isteyen kişinin, hangi yaşta olursa olsun uygulayabileceği, vücudu zorlamadan vücuda hizmet eden bir uygulamalar bir bütünü ki; dayandığı temel, kişinin kendisine duyduğu güven ve sevgi.

KİTAPTA Kİ YAŞAM FELSEFESİNİN BEDENSEL SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ EN KISA SÜREDE YAŞAMAK İÇİN ÖĞRETİLEN UYGULAMALARDAN BAZILARI, GÖZLERİ KISA SÜREDE İYİLEŞTİRİP, GÖZLÜKLERİ ATMAKLA İLGİLİ. GÖZLÜKLERİ ÇIKARTMAK BUZDAĞININ GÖRÜNEN TARAFI, ASLINDA HEDEFLENEN TÜM BEDENSEL SAĞLIĞIN BU POZİTİF YAKLAŞIM SUNAN SİSTEMDEN FAYDALANMASI.

 

     Kitaptaki yaşam felsefesinin bedensel sağlık üzerindeki etkilerini en kestirmeden yaşamak için öğretilen uygulamalardan bazıları gözleri kısa sürede iyileştirmek, gözlükleri çıkartıp atmakla ilgili. Net gören gözlerin ne muhteşem bir lüks olduğunun farkında mısınız? Gözlükleri çıkartmak sadece buzdağının görünen tarafı. Aslında tüm beden bu pozitif yaklaşımdan nasibini alıyor. Aman deyim, bir marifet ki gökte ararken yerde bulmuşum. Öğrenci hazır olduğunda öğretmen ayağına gelirmiş.

 

Kitap, hayatıma yepyeni bir kavramın girmesine vesile oldu. “KAS KORSESİ”..

 

Kas korsesi nedir?

En sevdiğiniz şeyi düşünün, kendinizce en başarılı olduğunuz anı hatırlayın, en güven duyduğunuz insanı hissedin, sizi gülümseten en sevimli varlığı gözünüzün önüne getirin. Tüm bunları bir araya getirdiğinizde vücudunuzun duruşu nasıl? Yüzünüzdeki ifade nasıl? Gülümsüyorsunuz. İyi hissediyorsunuz. Sırtınız dik. Omuzlarınız geride, göğsünüz ilerde. Boynunuz başınızı zarif bir kadeh gibi taşıyor. Güzelsiniz. İşte kas korsesi bu.

 

Kas korsesi ne işe yarar?

Günlük hayatımızın rutin döngülerindeki davranış kalıplarımıza baktığımızda şöyle bir akış görülüyor.

 

Düşünceà Seçimleràİnanç kalıplarıàDavranış KalıplarıàKişilikàKas korsesi (Mesela mutlu bir kişilikte iseniz yukarı kıvrık dudak uçları ama tersi ise çatık kaşlar belki alında kırışıklar hatta düşük omuzlar)

 

Kas korsesi farkına bile varmadan giydiğimiz kişilik kostümü. Ne olduğumuzu bedenimizle ifade etme şekli.

 

Hayatımızdaki her şeyi biz kendimiz kendi seçimlerimizle oluşturduğumuz inanç ve davranış kalıpları üzerinde şekillendiriyoruz. Peki, eğer, bahtı kara biri olduğumuza inanıyorsak ya da yıldızımız düşük diye bir zırva kalıbın içine farkına bile girmeden girmiş de çıkamıyorsak ne oluyor? Düşük yıldızımızın sebep olduğu kara bahtımız her melaneti yaşamamıza sebep oluyor. Acaba yaşanan sıkıntılardan sorumlu olan gökteki yıldız mı yoksa biz kendimizle ilgili farkına bile varmadan oluşturduğumuz inanç kalıplarının yükünü mü taşıyoruz? Elbette ikinci seçenek doğru.

 

Bu konuda kitabın önermesi şöyle. Diyor ki, günlük hayatın döngüleri her zaman düşünceden kas korsesine doğru olmayabilir. Bu döngü tersine çevrilerek, sonuçtaki kas korsesi değiştirilerek  başlangıçtaki düşünce kalıbımız ve kişiliğimizdeki yıkıcı sebepler değiştirilebilir. Şöyle ki;

 

Gülümseyen bir yüz ve dik duran beden (Kas korsesi)

                        V

                   Kişilik

                        V

            Davranış kalıpları

                        V

            İnanç kalıpları

                        V

                   Seçimler

                        V

               Düşünceler

 

Ne düşünüyorsak onu oluruz ya da ne isek onu düşünürüz. Ne olduğumuza ya da ne olacağımıza biz karar veririz.

 

     İşte, kitabı okuyup böylece etkilendikten sonra ‘kitapta anlatılan uygulamaları bana sesli-sözlü aktaracak birileri olsa’ diye düşündüm, zira, şahsen biraz tembelimdir. Bu arada da kitabı her tanıdığıma anlatmaya başladım. Ben uygulamaları yapmamıştım ama kitabı benden duyup, uygulamaları da yapan 3 kişi gözlüklerini çıkarmıştı.

 

     Kasım ayında açılan Naturel Fuarı’na gidip bizim Burc dergisinin standına oturduğum anda tam karşımdaki standa baktım ve yerimden fırlayıverdim. Orada Norbekov Center yazıyordu. Meğer kitapta anlatılan bilgileri kapsamlı olarak öğrenmek İstanbul’da da mümkün imiş. En yakın tarihli seminere kaydoldum. 10 gün boyunca her gün üçer saat sürecek bir içsel yolculuğa başladım. Bu içsel yolculuk, daha önce katıldığım birkaç seminerden tamamen farklıydı. İlk kez bir kişisel gelişim seminerinde bedenim bu denli onurlandırıldı. Kişisel gelişimimde ilk kez sebeplerim değil sonuçlarım ön plana çekildi. Ne olmayı seçiyorsam önce onu olmam gerektiğini, bunu yaratacak sebeplerin sonradan geleceğini ilk kez bu kadar net gördüm, yaşadım. İlk günlerde kas korsesi olarak takılan gülüşlerin 10 gün içinde nasıl sevgiye ve gerçeğe dönüştüğünü gördüm. Seminerin sonunda en eski dostumla yani kendimle yeni bir düzeyde yeni bir hayata başladım.

 

     Norbekov Sistemi’ni Türkiye’ye getiren  Mahram Satymbaeva ve eşi Kabuljan Murzaev Kırgız asıllılar. Önce Doç.Dr. Kabuljan Murzaev ‘Aptalın Deneyimi’ni Rusça’dan Türkçe’ye çevirmiş ve kitap Sistem Yayıncılkta 2005’te yayımlanmış. Son ondört yıldır Türkiye’de yaşıyorlar. Kendileri, Norbekov Sistemi ile geçtiğimiz yıllarda tanışıp, Moskova’da gerekli eğitimleri almışlar. Uygulamaların somut sonuçlarını kendi üzerlerinde yaşayıp sisteme inandıktan sonra da bu hizmeti Türkiye’de vermek için girişimlere başlamışlar. Yaklaşık bir yıldır bu seminerler İstanbul’da verilmekte. Norbekov Sistemi hakkında daha fazla bilgiyi www.norbekov.web.tr internet sayfasından edinebilirsiniz.

 

     Seminerin 10 gün boyunca bana kattığı artı değerler ve benim içimden çıkarmama vesile olduğu gücü bir kenara koyacak olsaydım bile, Mahram hanım gibi bir sevgi varlığını tanıdığım için bu 10 günü mutlulukla hatırlardım. Yaptıklarının insanlara nasıl değerli bir hizmet olduğunun bilincinde olarak sevgi-bilgi aktarımında bulunan bu çifte teşekkür etmek isterim.